Ekşimiş Yoğurdu Değerlendirme | Süzme Yoğurt

Sanırım erken vakitlerde ilk defa yeni bir blog yazısı yazıyorum.Elhamdülillah bugün kendimi diğer günlerden daha dinç,enerjik ve sağlıklı hissediyorum.Uyku öncesi, sağlıklı bir şekilde sabaha uyanmak için dua etmiştim.Kim bilir duamın tecellisidir.Belki de keçiboynuzu pekmezi işe yarıyor olabilir 😊

Tam 2 hafta önce mayaladığımız ve hergün tüketmeye çalıştığımız yoğurt 3-4 gün öncesinde hafif ekşimeye başlamıştı.İlk başta ekşi kokusu gelmiyordu ama tadından ekşiliği anlaşılıyordu.Yaptığım ayranı bu sebepten içememiştim hatta.Dün gece yine yoğurt mayaladığım için eskisinin akıbetine bi bakayım derken, tencerenin kapağı açınca burnuma gelen o ağır ekşi kokusu, süzme yoğurdun habercisiydi benim için.Açıkcası yoğurt ekşiyince mutlu oldum bile diyebilirim.Yoğurdun, farklı bir yoğurda dönüşeceğini, yeni yoğurdun o farklı lezzetini de biliyor olmak mutluluk sebebi değil de ne 😋

Her neyse kalan yoğurdu, annemgilden getirdiğim keseye koyup, ağzını bağlayıp, askıya astım 🙂

20190312_081018-1

Süt süzmek için kullandığınız pamuk yazmayıda bu işlem için kullanabilirsiniz elbette ama bir kese işinizi daha rahat yapmanızı sağlar.Bir de keseniz pamuk değilde polyester tarzı bir kumaş olursa, süzülmüş yoğurdu keseden alırken işiniz kolaylaşır.Kaşıkla sıyırmanız gerektiği durumlarda, iki farklı kumaş türünü kullandıysanız yada kullanırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Tabi burada ekşimiş yoğurdun suyu süzülürken altına bir kap koyup, yoğurdun suyunu farklı şekillerde değerlendirebilirsiniz.Ben geçenki yapışımda yoğurdun suyunu, çaydanlığın altındaki kireci çıkartma işleminde kullanmıştım.Bu sefer limon tuzu evde olunca, farklı şekilde değerlendirmek de istemeyince suyu akışına bıraktım sanki 😁

Sabahleyin kesedeki yoğurdun suyunun süzüldüğünü gördüğünüzde artık farklı bir tada bürünmüş, ekşiliği kalmamış yeni yoğurduğunuzu kabınıza alabilirsiniz.Patates kızartmaların yanına, bu yoğurdu hafif suyla ezerek servis edebilirsiniz.İçine bir de sarımsak koydunuz mu, oh mis daha ne olsun😋

20190312_081609-1

Burada yine minik bir tavsiye verecek olursam; ben süzme yoğurtları tupperware’nin bu kaplarına koyuyorum ve havasını alıp buzdolabına kaldırıyorum.İnanın uzun süre dayanıyor içinde.Şayet yoğurt yine ekşirse kapağı şişiyor gazdan ve hatta kapağı kendi kendine atabiliyor.

Evet ! Tavsiyeler ve tarif verildiğine göre artık gitme vakti.Hoşçakalın, sevgiyle kalın.

Reklamlar

Yazın emeği, kışın sebzesi

patlıcan2

Her yaz annemle birlikte kuruturduk yaz sebzelerini.Dut, sivri biber, dolmalık biber, patlıcan, fasulye vs vs… Bu sene yaşlıların tabiriyle evden uçup gitmiştim.Sebzeleri kurutma işlemi iki kız kardeşimle anneme kalmıştı.Gerçi evdeyken bu işlemin ne kadar ehemmiyetli olduğunu idrak ettiğimi söyleyemem.Nazlana nazlana , annemin itekleyip bizi silkelemesiyle, üstü açık genişçe terasımızda, kalın etamin bezlere sererdik patlıcan ve biberleri.İpe dizdiysek şayet balkon demirlerine asardık, asardık asmasına ama hafif yağmur çilemesinde bi gözümüz terasta…Topla bunu, kes ipleri, tekrar ser, topla, aman çürümesin , aman emekler zayi olmasın, aman israf olmasın, kışın ne yaparız biz sonra… Zahmetli bir iş yani kısaca.Zahmette rahmet vardır düsturuyla devam doğal yaşama…

Yazın emeği, kışın yemeği oldu , işte dün bizim sofrada. Bizimkilerin kuruttuğu patlıcan ve biberler kurtçuklanıyormuş meğersem. Hepsini haşladım sıcak suda.Kavurduğum soğana bi yemek kaşığı salça ekledim, 3 diş sarımsakla beraber hepsini tekrar kavurdum bi güzelce.Haşlanmış biber ve patlıcanı ekledim içine.Kısık ateşte sonradan eklediğim 2 çay bardağı su çekene kadar usul usul piştiler ocakta.Yanına mis gibi ev yapımı kaymaklı yoğurt.Yoğurt mayası da ev yapımı olunca nasıl güzel oldu size anlatamam.Bu sefer eşimin tarif ettiği şekilde mayaladık bir de.Pişen sütün kaymağını üzerinden almadan mayaladık yoğurdumuzu. Kaymaklı süt daha güzel tutarmış zaten, geçen memlekette öyle demişti hayvancılıkla uğraşan büyük halam… Probiyotik mayaya da veda ettik haliyle.Hazır mayayla yapılan yoğurdun sarılığından sonra, ev yapımı mayayla yapılan yoğurt bembeyaz ışıldıyordu büyük çelik tencerede.Canan Karatay’da böyle demiyor muydu zaten ? Ev yapımı yoğurt mayası da , yoğurdun kendisi de zaten probiyotik 🙂

Yine bizim bahçenin bereketli mahsulü kırmızı erik, pestil olarak geldi bizim buzdolabına.Sıcak su, şeker ve biraz pestil eriyene kadar tencerede beklediler. Eridikten sonra ocakta kaynattım biraz.Ilıdıktan sonra doğru buzdolabına… Eşimin itirafıyla anneminki gibi olmadı tabi.Anneminkinin tadı biraz daha ekşimsi ve daha yoğun kıvamlı oluyordu genelde. Kısaca uymadı bizim tarif, annemin yaptıklarına.

patlıcan3

Emek kokan mahsullerin derlendiği bu sofra, şifa oldu ruhumuza.

Hamileliğimin İlk 7 Haftası

Uzun zamandır yazmak istediğim fakat sağlık problemlerimden dolayı şöyle başına geçip kaleme alamadığım bir süreçten bahsetmek istiyorum.Hiç geçmeyeceğini sandığım, tüm hayat enerjimin bedenimden alındığı bir süreç. Ağzıma gelen demir tadı, yerini iğrenç kokulara bırakmıştı. Halsizlik, yorgunluk, mide bulantısı ve akabinde günde 6’yı bulan istifralarım beni yerle bir etmişti.

Bundan 5 ay önce eşimle birlikte yaptığımız teste masum masum bakıyorduk. Evliliğimizin henüz 2.ayında idik ama bir miniğin aramızda var olmasını, onunla güzelleşmeyi, onunla değişmeyi, onunla yeniden can bulmayı istiyorduk. Tabi istekleri yerle bir eden bir kanun var önümüzde, severek boyun eğdiğimiz… Testimizin sonucu olumsuzdu, biraz üzüntüyle olsun dedik, şimdilik nasip değilmiş. Testi bir poşete koyup öylece içeriye geçtik. Çay faslına geçerken teste tekrar bakma isteği hissetmiştim. Teste bakmamla odaya girmem bir olmuştu.1 saat öncesinde tek çizgi , ikinci bir çizgiyle bize merhaba diyordu. Anne mi olacağım ben şimdi dediğimi hatırlıyorum. Eşimle farklı bir mutluluk penceresinden birlikte içeri adım atmıştık.

Testeki 2. soluk çizgiye kendimizi fazla kaptırmadan biraz beklemeye karar verdik.Henüz adet başlangıcım gelmemiş, bir gecikme olayı da henüz görünmüyordu. Bu arada mesleğim için gittiğimiz şehirde eşyalı bir evden çıkıp, yeni bir ev tuttuk. Derme çatma 2.el vasat ev eşyaları alıp 1 gün içinde evi temizleyip, yerleştirdik. Akşama doğru mutfağa çaydanlık tencere gibi şeyler alalım diye evden ayrıldık. Sonra kendimizi 1 saatlik uzak bir mesafede eczanede yine test alırken bulduk. Eve döndüğümüzde hemen testin başına geçtik. Bu sefer yanımda yol arkadaşımda bizimleydi. Vee sonuç pozitif. Bizde bir heyecan. Üçümüz belki de birer şaşkın. Eşim başladı, bundan sonra çok dikkatli olmalısın/olmalıyız, kardeşim ağır kaldırmamalısın cümlelerini kurmaya 🙂

Özetle buraya geldiğimizde hamileliği öğrendiğimde yaklaşık 4 haftalık gebeydim.İştahım son derece yerinde , hatta fazlaca yerindeydi. Bir bütün tavuğu fırında pişirip 3 kişi yediğimizi hatırlıyorum. Sanırım katıldığım son tavuk partisi o gündü 😀

5. haftamın içindeyken yine eskisi gibi rutin hayatım devam ediyordu. Okula yakın tuttuğumuz ev, hayatı son derece kolaylaştırmıştı. Okuldan çıkıp eve gidişim 5 dkyı bile bulmuyordu. Geçen sene çektiğim sıkıntıların mükafatıydı belkide. 5.haftanın sonuna doğru hafif bir yorgunluk vardı üzerimde. Kardeşim hafta sonu bize gelmişti ve birkaç saat sonra gidecekti , yeni kalkmış olmamıza rağmen üzerimdeki yorgunluk ile uyumak istiyordum. Evimizdeki tek koltuğa yatarsam herkes ayakta kalacaktı.Bende battaniyeyi yere serip sanırım öylece uyuyakalmıştım. Uyandığımda kardeşim hazırlanıyordu ve gitmesine az bir süre kalmıştı.Vicdan azabıyla uyuduğum için kendime kızmıştım. Hem geç kalkıp, birşey yapmadığın halde nedir bu uyku diyordum. Her neyse durumu toparlayıp, hep beraber dışarda yemek yiyip, onu okuluna uğurladık. Dönüşte yine halsiz bedenim benimle birlikteydi.

6.haftamın içindeyken yorgunluk, halsizlik kendini daha çok göstermeye başladı. Okulda ders anlatırken zorlanıyordum, aniden tansiyonum düşebiliyordu, nöbetçi olduğum günler adeta pert oluyordum ve en kötüsü musluktan ağzımı çalkaladığım zamanlar ağzıma şiddetli demir tadı geliyordu. Sanırım bu durum 3 hafta devam etti.

6h + 5g iken doktorumuza gitmiştik. O minik keseyi gördüğümüz için artık içimiz rahattı.Fakat kalp atışını duymak için 1 hafta daha beklememiz gerekiyordu.Yaşadıklarımı doktoruma anlattığımda herşeyin normal olduğunu söyledi ve hemen listeye FOLİK ASİT ekleyip muayenesini tamamladı. Verdiği reçete bir ilaç firmasına aitti.O firmayla anlaşmalı olduğu hissiyatına kapılıp verdiği reçeteyi önemsemedim fakat folik asit kullanıp kullanmayacağıma karar vermem gerekiyordu. Henüz kan değerlerim ölçülmemişti, kan değerlerimin sonucuna göre doktorun reçete yazmasını beklerdim fakat doktorumuz değerlere bakmadan reçeteyi önümüze koyuvermişti.Herkes kendisinin doktoruydu biliyordum, kan değerlerimin sonucunu alana kadar helal folik asit ilaçlarını  ve folik asitin ne derece önemli olduğunu araştırmaya karar verdim.

 

 

Fanlı Ayarda Yumuşacık Poğaça,Açma Tarifi

Merhabalar. Uzun süredir yazmayı planladığım yazımı şu an okuma köşemizden kaleme alıyorum. Berjerimizi çalışma odamıza getirmemiz çok işimize yaradı diyebilirim. Eşim sınavlarına çalışırken ben de onunla aynı odada bulunma imkanı yakalamış oldum. Kitap okumalarıma bu köşeden devam ediyorum. Bir de ayaklarımı uzatabileceğim bir taburemiz olsa tadından yenmezdi ama şimdilik bu şekilde. İkea’daki sallanan sandalye belki birgün bizim evimize de misafir olur. Olur mu olur 😍

IMG-20190209-WA0007

Evet ! Asıl konumuza gelecek olursak fanlı ayarda, nam-ı diğer turbo ayarda poğaça yumuşak mı olur, sert mi ? Kekler kabarır mı, çöker mi ? sorusuna. Biz ankastre setimizi Ferre markadan yana kullandık ve 8 aylık kullanıcısı olarak gerçekten çok memnun olduğumuzu söyleyebilirim. Fırınımızın da normal alt üst ayarı bulunmuyor. Tüm ayarları fanlı. Bir ayarı buz çözdürücü, bi ayarı alt üst fan ayarlı, bi ayarı üst fan ayarlı. Haliyle tüm yemekleri, kek ve poğaçaları fanlı ayarda pişiriyorum ve sonuç mükemmel oluyor. Öncelikle fırınımızı iyi tanımamız gerekiyor. Her fırının ısı derecesi farklı olabiliyor. Mesela Profilo markasının 180 derecesi, sizin fırınınızın 180 derecesi ile aynı olmayabilir. Bunun için tarifleri uygularken deneme yanılma ile fırının özelliklerini keşfediyoruz, fırının içindeki yiyeceği kontrollü bir şekilde pişiriyoruz, kendi haline bırakmıyoruz. Açıkcası benim izlediğim yol bu şekildeydi.

Şimdi size yukarıda paylaştığım puf puf pastane açmasının ve haşhaşlı açmanın tarifini vereceğim. Yine bu tarifimde Hatice Mazi’nin tariflerine göre yaptım. Birebir aynı ölçüleri kullandım fakat kendisi 200 derecede açmaları pişirirken ben 180 derece ısı ayarını kullandım. Çünkü benim fırınım fanlı ayarda. Isısını yükselttiğimde poğaçalarım kabarmıyor ve sert oluyor, bunu bizzat deneyerek gözlemlemiştim. Haşhaşlı açma için de yine 180 derece ısı ayarını kullandım. Tarif yine kendisine ait ve tatları gerçekten harikaydı. Kısa sürede bayatlamadılar da. Yaklaşık 1 haftada bitirdiğimiz poğaçalar sanki gün geçtikçe daha lezzetli olmuşlardı. Tariflerine yer verip, yazımı burada sonlandırıyorum. Umarım bir kişi için bile faydalı olmuştur bu yazı. Okunacak mı merak da ediyorum açıkcası. Her neyse okunmasa da sorun değil. Ben kendim için yazıyorum. Yazdıkça iyileşiyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama kelimelerin, harflerin gölgesine sığınmak bana inanılmaz iyi geliyor, terapi gibi…

Sade Pastane Açma Tarifi

Haşhaşlı Tahinli Cevizli Açma Tarifi

Kremalı Tavuklu Enfes Makarna Tarifi

Kremalı tavuklu makarnamız, enfes lezzetini tam olarak resimde göstermese de makarnayı sevenler yada sevmek isteyenler için harika bir lezzet. Açıkcası benim de makarnayla pek aram yoktur. Liseyi yatılı bir okulda okuduğum için iki günde bir önümüze çıkan salçalı makarna ve hoşaf menüsü beni kendisinden iyice tiksindirmişti. Liseden sonra makarna yapmışlığım pek görülmemiştir. Yaparsam da asla başarılı olamıyordum. Makarnalar birbirine yapışıyordu filan 🙂 Sevmeyince işte elinin lezzeti geçmiyor yemeğe.

Evliliğimizin 8. ayında keşfettiğim bu makarna tarifini blogumda paylaşmak istedim, bir Sait Faik düşüncesiyle.

Öncelikle her makarna markasını beğenmiyorum. Bulabilirseniz şayet KARTAL makarnayı tercih edebilirsiniz. GİMDES’ten helal sertifikalı, hem uygun fiyatlı, hem de lezzetli bir makarna. Burgulusu favorim 😉 Kartal makarnanın helal sertifikası için buraya bakabilirsiniz.

Ben bu tarifimde Ankara makarnayı tercih ettim ve lezzetini gerçekten beğendim. Sanırım Kartal makarnayı İstanbul’da bulana kadar Ankara makarna bizimle beraber.

makarna

Evet bu uzun konuşmadan sonra tarife gelecek olursak , tarifin asıl sahibi Hatice Mazi.

Videolu anlatımı işinizi kolaylaştıracaktır. Ben 2 kişilik menü için yarım paket makarna kullandım.Soğanı makarnaya yakıştıramadığım için tercih etmedim. Kırmızı ve yeşil biberden birer adet kullandım. Pardon önce makarna malzemelerini sıralamam gerekiyordu :))

MALZEMELER ( 2 kişilik doyurucu tarif için )

  • Yarım paket makarna
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 adet kırmızı tatlı biber
  • 150-200 gr arası tavuk gögsü ( helal kesim olmasına dikkat edelim lütfen. Gimdes Helal Sertifikalı Beyaz Et Markaları
  • Yarım çay kaşığı kuru fesleğen
  • Yarım paket krema
  • Taze çekilmiş karabiber ( mutlaka öğütücü el değirmeniniz olmalı, karabiberin lezzetini daha iyi alırsınız ve paket karabiberlerin o acılığını asla hissetmez ,kokusuna bayılırsınız ) Tavuğun kokusunu alması için önemli bir püf nokta olduğunu da belirtelim.
  • Damak tadınıza göre bir miktar tuz. Kaya tuzu olursa ne güzel olur. Kaya tuzu için Canan Karatay’ın söylediklerine kulak verebiliriz.

Yapılışı

Videodan sonra pek de bişey söylememe gerek kalmadı ama birkaç püf nokta ekleyerek tekrar yazmak istiyorum. EVET ; yaklaşık 200gr tavuk göğsünü hafif kızmış yağın içinde suyunu çekene kadar kavurdum. Sonrasında doğranmış yeşil ve kırmızı biberi ekledim. Bir miktar değirmenden karabiber öğüttüm, taze olduğu için bir çay kaşığı koymanıza gerek kalmıyor.Yarım çay kaşığı fesleğeni ilave edip tuzunu en son ekledim. Yemek piştikten sonra tuzunu koymak gerekiyor çoğu zaman, pilav hariç olabilir 🙂 Yarım paket kremayı da ekledikten sonra haşlanmış makarnayı da döküp, bir miktar karıştırıp ocağı kapatıp tabaklara servis ettim. Yanına havuçlu ve kırmızı pancarlı bol salata … Hamile kardeşlerim bu kış ayında kırmızı pancarı bol tüketmeliler ki kan değerleri düşmesin… Ve son olarak makarnamız piştikten sonra tuzunu atmayı unutmuyoruz. Önceden atarsak hem suyun kaynama süresi gecikir hem de makarnamız geç pişer.

Evet çok konuştuğum bir blog yazısının sonuna geldim. Yoğurtlu sade bir makarnanın yerini tutmasa da ayda bir yada iki ayda bir yapılabilecek bir tarifi bloguma eklediğim için mutluyum. Deneyenlere şimdiden afiyet olsun. Sevgiyle kalın.

Electrolux UltraCaptic ZucanimaTR Elektrikli Süpürge İncelemesi

evet bir süpürge macerasıyla yine karşınızdayım.
Electrolux UltraCaptic ZucanimaTR Elektrikli Süpürge
Öncelikle şunu cevaplıyım.Neden electrolux markasını tercih ettim?Bunun iki sebebi var.1.si electrolux AEG firmasının devamı niteliğinde. AEG firmasının köklü ve kaliteli bir marka olduğunu bildiğimden , dolaylı yoldan electrolux markasına güvenim daha da arttı diyebilirim.
2.sebebi ise ;geçtiğimiz eylül ayında anneme electroluxun başka bi model süpürgesini alıp memnun kaldıktan sonra yeni evimiz içinde electrolux almaya karar vermiştim. Çünkü annemden sonra o süpürgeyi 5 akrabamız daha satın almış ve hepsinin güzel dönüşleri bu fikrimi daha da sabitleştirmişti.
Toz torbasız süpürge istediğim için , torbasız modeller üzerinde inceleme yaptım ve ultracaptic serisi torbasızlar içinde malzeme ve çekim gücü bakımından en iyisi olduğuna karar verdim.Yani bence en iyisi bu seri 🙈
Peki neden torbasız bir süpürge istiyordum ?Öncelikle torbasız modellerde torba satın alma derdi yok. belki ilerleyen yıllarda makinaya özel torba bulma sıkıntısı yaşama ihtimali de yok.ki torba yarıya kadar dolunca çekim gücün azalması da beni torbasız bir süpürge arayışına sevk etti diyebilirim.Torba parası mı daha fazla tutuyor yoksa filtre parası mı hesaplamısından sonra hesaplı olanın filtre olduğu sonucuna vardım.özetle torbasız süpürge king👍
torbasız modellerde de şu sıkıntı varki hazneyi boşaltırken toz etrafa ister istemez yayılıyor.her güzelin bir kusuru olur düsturuyla bu benim için bir sorun teşkil etmiyor.aşkla hazneyi boşaltıyor,evden çıkan kum tanelerini gördükçe mutlu oluyor ve iyiki diyorum/diyoruz.evi süpürme işleminden sonra hazneyi boşaltıp temizleme şansımızın olması da güzel birşey sonuçta.
Siklon teknolojinin kullanılması ile havadaki küçük toz taneleri içine çekmesi,bizi sürekli ev süpürmekten kurtarıyor.
Genelde siklon teknolojisinin kullandığı süpürgelerde hepa filtreler sayılarla isimlendirilmiş.Mesela hepa14 filtre en iyisi.Hepa 14 filtreyi de tek bi marka kullanıyor o da Nilfisk markası(torbalı süpürge isteyenler nilfiskin süpürgelerini inceleyebilir)
Electrolux filtrelerini isimlendirirken sayılardan ziyade isimler vermiş. Bu süpürgenin çıkış filtresi : Yıkanabilir Allergy Plus filtre olarak geçiyor.
Sert zeminde performansı A,
toz yayma emisyonu A( ki bu önemli. toz emisyonu etrafa ne kadar toz yaydığını gösteriyor.aslında her süpürge içine aldığı tozun bi miktarını dışarı veriyor fakat verdiği miktar ne kadar azsa o kadar iyi )
enerji tasarrufu performansı A
halı performansı C ( halılar için ise şu özelliği var. turbo başlığın olması halıdaki kılları toplamasına olanak sağlıyor. bir nevi halının ipliklerin arasına giriyor ve halıyı havalandırıyor. annelerimizin halıyı balkona serip dövmesi gibi yani )
enerji tüketimi ise yıllık 27.3 👌
motor gücü ise 800 w 😎
ses seviyesi 78 db ( ses konusunda ben çok takıntılı biri değilim. evdeki antika süpürgemiz kadar sesi olmaması benim için yeterli. ki 78 db de hiç fena değil. ses seviyesinde takıntılı iseniz şayet torbalı modelleri tercih etmeniz gerekiyor. torbasızlar bu konuda biraz başarılı değil )
kablo uzunluğu ise 10 m. uzatma kablosunu kullanmamak için güzel bi uzunluk bence .
süpürge başlıklarına gelirsek yer başlığı,turbo başlık,koltuk ve dar alanlar için farklı başlıklar var.
yaklaşık 9 kg ağırlığında bi süpürge.fakat silikon tekerlekleri sayesinde süpürgeyi hareket ettirmesi güzel.
aynı zamanda emiş gücü 5 seviyesi var. süpüreceğiniz yere göre seviyesini ayarlayabiliyorsunuz.

hem başlıkların hemde süpürgenin malzeme kalitesi gerçekten çok iyi. evimizdeki modeli tercih etmememin sebebi buydu(evdeki modelin malzeme kalitesi düşük biraz)
Süpürgeyi tutma başlığın olması da epey rahatlık sağlıyor.
Aynı zamanda tozların geçiş yönünü, dönüşünü bizzat görebiliyorsunuz. Mesela halının bazı yerlerinde tozun daha fazla olduğunu bu sayende anlıyor ve o bölgeleri daha fazla süpürüyorsunuz.

bi diğer güzel özelliği ise hazneyi boşaltırken haznedeki tozu sıkıştırma özelliği var.bu sayede tozun etrafa yayınlamasını bi derece daha azaltıyor.
son olarak da dikkatimi çeken bi diğer özelliği ise tozun giriş bölümü ön uçta değil yan tarafında. bunu ne hikmetle yaptılar bilmiyorum tabi ama aşırı merak ediyorum.süpürgeyle alakalı sanırım söyleyeceklerim bu kadar 🙋

Videonun videosunu da bırakıyorum. Söylediğim birkaç nokta zihninizde daha çok oturur.Umarım aydınlatıcı bi yazı olmuştur☆ Beni okuduğunuz için teşekkürler 🙈

Uygun Fiyatlı Nikah Şekeri

Geçen akraba whatsapp grubunda halamın nikah şekerinizden bende isterim cümlesini kullanması; nişanlım beyin bizde nikah şekeri yapalım cümlesini beraberinde getirdi. Arama motoruna nikah şekeri yazınca çıkan görseller malumunuz. Lavanta kesesi,mumlu mini kavanozlar, içi badem şekerli bilmem neler… Sonra değişik alternatifler ve albeniliği ile uzayıp giden süreçler… Sözüydü,nişanıydı, nikahıydı,kına gecesiydi,düğünüydü,mevlidiydi,çocuğun dişiydi,böceğiydi,kreş mezuniyetiydi ,anaokulu mezuniyetiydi,ilkokul mezuniyetiydi,doğum günüydü bla bla bla… Akıbetimizin korkunçluğu sizi de dehşete düşürmüyor mu ? Zaten senin dışında öyle pek kıymet de verilmiyor. Yağı kiri otu çöpü üzerine çekiyor.Çirkin bi hale gelince çöp kutusuna şutlanıyor😑 En düşük maliyetli 3 liralık nikah şekeri alacağıma antepfıstıklı çikolata alıp,paketleyip dağıtmak benim fikrimce en güzeli 😂 insanların ağzı hakketen tadlanır değil mi ama. Neyse bizde ağızlar tadlansın diye kraft mini kağıtlara 3-4 badem şekeri atıp ,delergeçerle açtığımız o şirin boşluğa ham ipi geçirip notumuzu bağladık.şekeri yiyip çöpünü atabilirsiniz dedik.
#nikahşekeri